Site Rengi

Woodmach

FİRMALARIMIZLA SÖYLEŞİLER-3 (FORM MAKİNE) Yusuf Dilek : “ Hedefimiz 2021 yılında insana daha az ihtiyaç duyulan robotiek makinalar üretmek ve Türkiye’yi daha da ileri götürmektir”

FİRMALARIMIZLA SÖYLEŞİLER-3 (FORM MAKİNE) Yusuf Dilek : “ Hedefimiz 2021 yılında insana daha az ihtiyaç duyulan robotiek makinalar üretmek ve Türkiye’yi daha da ileri götürmektir”

Sektöre giriş hikayenizi anlatır mısınız ?

Ben bu işe 1986 yılının Eylül ayında 11 yaşında iken bir firmada çıraklık olarak başladım. 1991 yılına kadar aynı firmada tornacı ve kaynak kalfası olarak yetiştim. 

1991 yılından sonra İnegöl Sanayisinde başka birfirmada çalışmaya başladım. Bu firma şerit bıçkı imalat firması idi ve ben bu işleri ve makineciliği çok sevmiştim. 1995 yılının şubat ayında askere gittim Askerliğimi bitirdikten sonra da yine çalıştığım firmada devam ettim.

“FİRMALARIN İSİMLERİ, AYNI EVLAT GİBİ ÖZENLE BÜYÜTÜLEN DEĞERLERDENDİR”

1999 yılının sonlarına doğru çalıştığım firmadan ayrıldım ve kendi firmamı kurdum. Artık FORM MAKİNE’nin hikayesi başlıyordu. Firmanın ismi bile bir gün içinde oluştu. FORM isim şekil manasına geldiğinden dolayı çok hoşuma gitmişti ve şimdi anlıyorum ki firmaların isimleri, aynı evlat gibi özenle büyütülen değerlerdendir.

“MAKİNELERİN %99’UNU DIŞARDAN ALAN BİR ÜLKE OLARAK MAKİNELEŞMEMİZ GEREKTİĞİNİ ANLADIM VE FORM FORM MAKİNE’NİN GERÇEK HİKAYESİ BAŞLAMIŞ OLDU”

O günden itibaren bir yıl boyunca makina servis, bakım, onarım, aparat vs gibi yardımcı ekipmanlarla üretime başladım ve 2001 yılında baktım ki biz makinelerin %99 unun yurtdışından alıyoruz. İşte gerçek FORM MAKİNE’nin hikayesi böyle başladı.Bir insan, yaptığı iş ne olursa olsun, makine işini sevmedikçe asla bu işte başarılı olamaz. Benim ilk makinem de 2001 yılı kataloğunda bulunan ES 80 yan alma ve boy kesmeler oldu.

“BÜYÜK HAYALLERİM VARDI ÇÜNKÜ BİZİM GERÇEKTEN DAHA İYİ ŞEYLER YAPMAYA, DAHA ÖNEMLİ MAKİNELER YAPMAYA İHTİYACIMIZ VARDI”

Benim bu konuda büyük hayallerim vardı. Çünkü bizim gerçekten daha iyi şeyler yapmaya, daha iyi makineler yapmaya, daha önemli makineler yapmaya ihtiyacımız vardı. Bu doğrultuda araştırma yapmaya başladım. Baktım ki bizim ahşap palet ve makara üretiminde hiçbir yerli makina üreticisi yok. Bu makineler hep Almanya, İspanya, İtalya gibi ülkelerinden alınmış. Döviz harcanmış, ülke ekonomik olarak para kaybetmiş. 

“DÜNYADA SADECE 4 – 5 FİRMADA OLAN MAKİNELERİ BİZ BURADA ÜRETTİK VE DÜNYA ÜRETİCİLERİ ARASINDA YERİMİZİ ALDIK”

İşte o günlerde çevremizin de talepleriyle ve yönlendirmesiyle Ar-Ge’ler başladı. Tabi bu çalışmalar bugünkü gibi kurumsal boyutlarda değil de, yap – boz’lar şeklinde gerçekleşiyordu. Allah’a hamdolsun ki ortaya bir şeyler çıkarmayı başardık.Hem de öyle bir oldu ki, dünyada sadece 4 – 5  firmada olan makineleri biz burada ürettik. Böylece Türkiye’nin palet çakım ve makara çakım ve işleme hatları 2003 ve 2005 yılları arasında resmen başlamış oldu ve dünya üreticileri arasında biz de yerimizi almış olduk.

“TÜRKİYE BİR İTHALAT ÜLKESİ İKEN, 70 KÜSUR ÜLKEYE İHRACAT YAPAN BİR DURUMA GELDİ”

Bu çok önemliydi ve ben bunu bir hedef haline getirmiştim. Çünkü Türkiye bu ithalattan kurtulmalıydı. Ve sonunda Türkiye bu konuda bir ithalat ülkesi iken, 70 küsur ülkeye ihracat yapan bir duruma geldi. Bundan hem şahsımız, hem de ülkemiz adına çok mutluyuz.

“AMERİKA’DA MAKİNELERİMİZİN KALİTESİ SAYESİNDE İYİ SATIŞLAR YAPTIK VE FİRMAMIZ İÇİN İYİ BİR PAZAR OLUŞTURDUK”

En güzel yanı da bizim FORM MAKİNE olarak ilk ihracatımızın Almanya ve Avrupa ülkelerine yapmış olmamız. Bunun yanı sıra Amerika pazarına da girdim ve orada makinelerimizin kalitesi sayesinde iyi satışlar yaptık ve firmamız için iyi bir pazar oluşturduk. Kalitemizle buralarda var olmak benim için her şeyden daha da önemliydi

“TÜM BU GELİŞMELERİN TAMDER SAYESİNDE OLDUĞUNU SÖYLEMELİYİM. BÖYLE DERNEKLERLE BİRLİKTELİKTE VE İSTİŞAREDE HAYIR VARDIR”

Şuna da dikkat çekmeliyim ki, bu TAMDER’in sayesinde oldu. Çünkü böyle derneklerde birliktelikte hayır vardır, istişarede hayır vardır. Yeter ki dernekler çalışmalarını düzgün yapsınlar.

“HEDEFİMİZ 2021 YILINDA İNSANA DAHA AZ İHTİYAÇ DUYULAN ROBOTİK MAKİNALAR ÜRETMEK VE TÜRKİYE’Yİ DAHA DA İLERİ GÖTÜRMEKTİR”

FORM MAKİNE’nin geleceğe yönelik hedefleri nelerdir ?

FORM MAKİNE’nin hedefleri arasında müşteri portföyümüz doğrultusunda insana daha az ihtiyaç duyulan robotik makinalar üretmek. 2021 yılı hedeflerimizin içinde bu doğrultuda üretimler yapmak var. Çünkü dünya bu doğrultuda gitmektedir ve bizim de amacımız sektör olarak buna uymak Türkiye’yi bu doğrultuda daha da ileriye götürmektir..

“YAPTIRIMLAR YETERSİZ, BÜROKRATİK ENGELLER VAR. DEVLETİMİZİN PATENT HAKLARINI DAHA TİTİZLİKLE KORUMASINI VE YANIMIZDA OLDUĞUNU HİSSETTİRMESİNİ İSTİYORUZ”

Sizce sektörde yaşanan en önemli sorunlar nelerdir ?

Ben, özellikle de bizim sektörde devletin patent ve benzeri üretimlere daha çok değer vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de “Falanca yaptıysa ben niye yapmayayım” diye bir anlayış var. Senin yaptığının aynısını  başkası kopyalayıp yapınca senin emeğin, uğraşları ve hevesin boşa gidiyor. Devletimiz ve Sanayi Bakanlığı’mız bu konuya daha titizlikle eğilirse firmalarımızın da, sektörümüzün de daha iyi noktalara gelebileceğini düşünüyorum.

Bu konu aynı zamanda sektörün de kalkınmasına engeldir. Bakın Avrupa ülkelerine, hiçbir makine birbirine benzemediğini görürsünüz. Bizim de iyi çalışmalarımız var ve devletimizi bu konuda yanımızda hissetmek istiyoruz. Devletimiz tüm kurumlarıyla bu konunun üzerine ciddiyetle gitmeli. Bu konularla ilgili hiçbir ciddi yaptırım olmadığı gibi kimi bürokratik engeller de var. Siz daha önce ürettiğinizi kanıtlasanız bile sonuç alamayabiliyorsunuz.

Sizin mesleki eğitim ve mühendisler konusunda da talepleriniz var… 

Aynen… Örneğin biz iş ilanı veriyoruz, buraya bir mühendis geliyor. Başlıyoruz sohbete. Benim burada Tübitak’tan, TÜV’den kalibre ettirdiğim kumpasım, mikrometrem var. Veriyorum, bakıyor ve görüyorum ki, üniversiteyi bitirmiş öğrenci kumpas okumasını bile bilmiyor. “Teorik olarak görmüştüm ama elime kumpas almadım”diyor. Eline kumpas almamış bir mühendis olamaz !.. Mezun olacak, gelip masa başında oturacaklar ve iş yönetecekler sanıyorlar. Bilmeyen kişi ne öğretebilir ? Maalesef bu insanlar okullarında mesleğinden hariç  her şeyi öğrenmiş. Ne kadar gereksiz bilgi varsa onda mevcut ama ne hikmetse makine ile, makine mühendisliği ile ilgili hiçbir şey yok. Ara elemandan ziyade sektörün en büyük problemi budur.

“DEVLETİN BU KADAR GÜCÜ VARKEN, BENİ İŞE ALDIĞIM MEZUNLARI YETİŞTİRMEK ZORUNDA BIRAKIYORLAR. BUNA MECBUR DEĞİLİM !”

Devletin bu kadar gücü varken, ben işe aldığım çocuğu yetiştirmek zorunda değilim. Böyle olunca da ne yapıyorlar ? Zaten eleman bulamıyor, gelenler de işlerine yaramıyor o zaman ne yapıyorlar ? “Madem FORM MAKİNE’de yetişmiş bir eleman var, diyelim bir pres ustası var, o zaman ben buna üç beş kuruş fazlasını verir, kendime transfer ederim” diye düşünüyorlar. Maalesef bu sektörde, özellikle makine sektöründe böyle çok örnek var. 

“MAKİNE DEVRİMİNİ YAPMAYAN HİÇ BİR ÜLKENİN EKONOMİSİ İLERİDE DEĞİL. BUGÜN HANGİ ÜLKE İLERİ GİTMİŞSE O ÜLKE MUTLAKA SANAYİ DEVRİMİNİ YAPMIŞTIR”

Makine çok önemli. İstediğin kadar doktor üret, her gün doktor üretirsen, o kadar da hasta üretmek zorunda kalırsın. Ama makineci üretirsen her gün çalışmak zorunda kalırsın ve hiç kimsenin öyle avare dolaşmaya, serserilik yapmaya, esrar vb şeyler içmeye vakti kalmaz. Hiçbir toplumda çalışan insandan bir zarar gelmemiştir birbirine.

Bugün hangi ülke ileri gitmişse, o ülke mutlaka sanayi devrimini yapmış ve ilerisine gitmiş ülkedir. Çünkü teknoloji nedir, nasıl üretilir, çalışma nasıl iyileştirilir bu ülkeler bunu bilen ve kendilerine adapte eden ülkelerdir. Bakın bu konu çok önemli. Bugüne kadar öğrendiğim bir şey var : Makine devrimi yapmayan hiçbir ülkenin ekonomisi bugün ileride değil.

“BİR ÜLKEYİ KALKINDIRACAK OLAN EN ÖNEMLİ ŞEY, ANA OKULUNDAN ÜNİVERSİTE VE SONRASINA KADAR SAĞLANACAK OLAN KALİTELİ EĞİTİMDİR”

Bir ülkeyi kalkındıracak olan, ilk başta ana okulundan tut da, ta üniversite ve üniversite sonrasına kadar sağlanacak olan kaliteli eğitimdir. Bir ülkenin belkemiği, omurgası budur. İşte bu noktada dernek olarak biz de eğitim, özellikle de mesleki eğitim konusunda ihtiyaçlarımız doğrultusunda öneriler geliştirip bunları o mercilere ileterek  konuya katkıda bulunmalıyız.

Biz dernek olarak bunları devletten talep etmek zorundayız. Etkisi olur, olmaz bilemem ama biz en azından görevimizi yapmalı ve devlet kademelerinin bu talepler doğrultusunda harekete geçmelerini sağlamalıyız.

Söylemek istediğiniz son bir şeyler var mı ?

Bu yararlı sohbete, yine çektiğimiz bir başka sıkıntıya değinerek son vermek istiyorum. Nasıl bir devlet bir yere kayyum atarken, komiser gönderirken atadığı o kişiye o kurumu yönettirebiliyorsa, aynı şekilde bizlere göndereceği uzmanların liyakatine de dikkat etmeli. Bizlerin  Ar-Ge’lerini, Ür-Ge’lerini, işi bilmeyen üniversite hocalarına bırakmamalı. Gerekirse bize Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yetkilileri, uzmanları gönderecek, başımıza dikecek. O kişiler benimle beraber gelecek, burada oturacak ve benim bu parayı hak edip etmediğimi adil bir biçimde inceleyecek. 

Bu çok önemli bir mesele. Liyakatli insanlar gönderecek ve beni işi bilmeyen üç beş memurun eline bırakmayacak. Bu konuda sıkıntılarımız oldu. Beni Ar-Ge’den, Ür-Ge’den küstüren bir tane hoca geldi. A4 kağıdının yarısı kadar bir yazı yazdı ve “Mühendis eksiğiniz var”deyip gitti. Hepsi bu. Ben bunu bilmiyor muyum, bana söyleyeceği bu mu, bunun için mi para alıyorlar ? Üstelik demin anlattığım gibi, üniversitelerin yetiştiremediği o mühendislerle mi yapacağım ben bunu ? Bunları bize iteliyorlar ki, kendilerinin eğitemedikleri mühendisleri biz eğitelim. Bu olmamalı…

Çok yararlı ve ders çıkartılması gereken bir söyleşi oldu. Teşekkür ederiz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ